translate turkish prologue_24958abb: "Yine bu rüyayı görüyorum." translate turkish prologue_07dac942: "{i}Bu{/i} rüya..." translate turkish prologue_55dfd177: "...Her gece aynı şey." translate turkish prologue_9ce34629: "Ama hepsi sabaha doğru unutuluyor, genel olarak." translate turkish prologue_0c90c0c8: "Belki de en iyisi budur..." translate turkish prologue_8df02469: "Anının sadece bir kısmı duruyor, kapılar – yarı açık bir şekilde, beni bir yere davet ediyor gibi – iki tane donmuş taştan öncü yan yana dururken." translate turkish prologue_deca17df: "Ve şu yabancı kız...{w} bana sürekli soru soran:" translate turkish prologue_814eff1e: dreamgirl "Benimle gelecek misin?" translate turkish prologue_e7b0f130: "Gelmek mi...?" translate turkish prologue_a2e02439: "Ama nereye?" translate turkish prologue_fe88af01: "...Ve neden?" translate turkish prologue_4d0aa097: "Hem ben neredeyim?" translate turkish prologue_0683e19b: "Elbet ki hepsi gerçek hayatta yaşansaydı, Gerçekten korkardım." translate turkish prologue_233a6b9d: "Başka ne beklenebilir ki?!" translate turkish prologue_cd46d7f7: "Ama bu sadece bir rüya.{w} Her gece gördüğüm o rüya." translate turkish prologue_af4b467b: "Bir sebebi olmalı!" translate turkish prologue_4cd30aa0: "Farkına varmak için {i}nerede{/i} veya {i}neden{/i} olduğunu bilmenize gerek yok: gerçekten bir şeyler yaşanıyor." translate turkish prologue_2e4e4eec: "Bir şey, çaresizce dikkatimi çekmeye çalışıyor." translate turkish prologue_7bd50019: "Burada etrafımda olup bitenler gerçek olduğu için!" translate turkish prologue_354cb9c5: "Kendi dairemdeki şeyler kadar gerçek: Kapıları açabilir, menteşelerin gıcırtısını duyabilir, ufalanan pası elimle silebilir, temiz ve serin havayı içime çekebilir ve soğuktan titreyebilirdim." translate turkish prologue_5fb243fe: "Yapabilirdim; ama bunu yapmak için kendimi kaldırmam, bir adım atmam, elimi hareket ettirmem gerekirdi..." translate turkish prologue_a6f914fa: "Ama bu bir rüya. Bunu anlayabiliyorum, ama ne olmuş yani? {i}anlayışımda{/i} ne gibi değişiklikler var?" translate turkish prologue_edb5109a: "Çünkü burası, eski bir televizyon ekranının içi gibi, statik gürültüye karşı mücadele eden ve izleyicisine tek bir ayrıntıyı bile kaçırmadan her şeyi göstermeye çalışan bir televizyon." translate turkish prologue_28f18900: "Ama bu görsel bulanıklaşmaya başlıyor...{w} Uyanıyor olmalıyım." translate turkish prologue_a20cefa7: "..." translate turkish prologue_14a2c666: "Belki ona bir şeyler sormalıyım?{w} kıza." translate turkish prologue_5da0f47a: "Onun adı ne..." translate turkish prologue_23ba9194: "Mesela yıldızlar hakkında..." translate turkish prologue_82d77cb1: "Hem neden yıldızlar ki?" translate turkish prologue_51851d8b: "Kapılar hakkında sormalıyım!{w} Evet, kapılar!" translate turkish prologue_e5f4ee19: "Şaşırırdı." translate turkish prologue_1edb57c8: "Ya da daha iyisi, neden {i}i{/i}'nin üstündeki noktaya 'tittle' deniyor da,{i}j{/i}'nin üzerindeki noktaya 'superscript noktası' deniyor?" translate turkish prologue_3234148c: "Güzel harfler..." translate turkish prologue_2367bcf1: "Sanki artık yoklarmış gibi!" translate turkish prologue_d92e974d: "Yine de harflerin, kapıların ve yıldızların bu yerle ne ilgisi var?" translate turkish prologue_e2138459: "Çünkü her gece {i}bu{/i} rüyayı göreceksem, ki yakında unutulacak zaten, cevapları burada ve şimdi aramalıyım! " translate turkish prologue_d5050891: "Ve şurada, dikkatli bakarsanız, magellanic bulutlarını görebilirsiniz..." translate turkish prologue_e2b591e8: "Sanki güney yarımküreye gitmişim gibi!" translate turkish prologue_a20cefa7_1: "..." translate turkish prologue_22d0eaf7: "Bir rüyada, dikkatinizi çekecek bazı küçük şeyler vardır: çimenin doğal olmayan rengi, düz yollarda oluşan imkansız kıvrımlar, ya da kendi bozulmuş yansıman – Herşeyi burada, ve şimdi sona erdirecek tehlike önemsiz görünse bile." translate turkish prologue_26999fe4: "Bu doğal, çünkü {i}burada{/i} ölemezsin." translate turkish prologue_a6da1123: "Tabiiki de biliyorum – bunu binlerce kez yaptım." translate turkish prologue_e85b8394: "Ama eğer ölemiyorsan, yaşamanın bir anlamı var mıdır?" translate turkish prologue_c1937c87: "Kıza sormalıyım. O yerel halktan, bir şeyler bilmeli." translate turkish prologue_ee712a8b: "Evet, aynen öyle!{w} Mesela kıza baykuşlar hakkında soru sormalıyım." translate turkish prologue_b0865ff2: "İlginç kuşlardan bir tanesi, değil mi..." translate turkish prologue_2be63cfe: "Yine de, bir önemi yok..." translate turkish prologue_a20cefa7_2: "..." translate turkish prologue_814eff1e_1: dreamgirl "Benimle gelecek misin?" translate turkish prologue_db203a62: "Ve her seferinde cevap vermek zorundayım." translate turkish prologue_7ad37ff1: "Bu tek yolu, yoksa rüya asla bitmeyecek, ve asla uyanamayacağım." translate turkish prologue_027137ed: "Her zaman cevap konusunda karar vermek çok zor." translate turkish prologue_34fac5fe: "Neredeyim ben, burada ne yapıyorum, o kız kim?" translate turkish prologue_071572e1: "Ve neden hayatımdaki pek çok şey bu cevaba bağlı?" translate turkish prologue_ec721a0b: "Ya da belki öyle değildir...?" translate turkish prologue_51d80ee4: "Sonuçta bu tamamen bir rüya." translate turkish prologue_ca1b37f9: "Sadece bir rüya..." translate turkish prologue_41cdd4ce: "Bilgisayar ekranı sanki canlıymış gibi bana bakıyordu." translate turkish prologue_275400b7: "Bazen bana gerçekten kendisinin bilincindeymiş gibi geliyordu, kendi düşünceleri ve istekleri varmış gibi, tutkusu; duyguları olduğunu, sevebildiğini ve acı çekebildiğini." translate turkish prologue_b3960be5: "Sanki ilişkimizde, ekran bir enstürman değildi – içinde metinler içeren ve plastikten oluşan cansız bir nesneydi." translate turkish prologue_67859f20: "Bunda birazcık da olsa haklılık payı vardı, muhtemelen dış dünya ile iletişimimin yüzde 90'ını bilgisayar ile karşıladığımdandır." translate turkish prologue_e051da8b: "Anonim profil fotoğrafları, zamandan zamana bazı sohbetler, nadiren ICQ ya da Jabber, ve daha da nadiren forumlar." translate turkish prologue_3f938594: "İnternet kablosunun ötesindeki insanlar basitçe yoktular!" translate turkish prologue_5a1a52c8: "Hepsi sadece hastalıklı hayal gücünün yaratımları, kaynak kodundaki bir hata ya da bir kernel hatasıydı, böylece kendi halinde yaşayan yaşam formları oluştu." translate turkish prologue_2728421d: "Eğer birisi varlığım hakkında dışarıdan bakacak olursa, çoğu şey çılgınca gelirdi, ve bir psikolog eminim ki bana bir sürü sofistike teşhisler koyardı ve belki de bana tımarhaneye gitmem için bir doktor tavsiyesi yazardı." translate turkish prologue_d39aad7e: "İçinde hiçbir onarım belirtisi veya düzen görüntüsü olmayan küçük bir daire, ve penceremde hep aynı manzara, gece gündüz bir yerlere koşturan megalopolis – hayat koşullarım işte böyle." translate turkish prologue_5823e040: "Tabii ki heppsi böyle başlamadı..." translate turkish prologue_7380c69b: "Doğdum, okula gittim ve bitirdim – diğer herkes gibi." translate turkish prologue_e5f87d9f: "Üniversiteye kabul edildim, bir buçuk yılımı geride bırakarak, mücadele ederek geçirdiğim yere." translate turkish prologue_c895b6f5: "Bir kaç tane işi denedim.{w} Bazenleri gayet iyi bir şekilde sürüyordu, bazen ise anca yetecek para alıyordum." translate turkish prologue_26348b28: "Ama bunların hepsi bana ait değilmiş gibi hissettirdi, başka bir adamın biyografisinden alınmış gibi." translate turkish prologue_111ab6cc: "Hayatı tamamiyle yaşamıyordum – monoton daireler içerisinde dönüp dönüp duruyordu.{w} 'Groundhog Day' filmindeki gibi." translate turkish prologue_bab8b972: "Günümü nasıl geçireceğimi seçemiyordum, ve her gün birbirini tekrar ediyordu, aynı kısır döngü.{w} boşluğun döngüsü, sefalet ve umutsuzluk." translate turkish prologue_76b2fe88: nvl clear translate turkish prologue_b41ec809: "Son bir kaç yıldır günümü ekranın önünde oturarak geçiriyorum." translate turkish prologue_c39afb80: "Bazenleri önemsiz işler vardı, bazenleri ailem bana yardım etti." translate turkish prologue_dfb24146: "Sonuç olarak, kendi başımın çaresine bakabilirim." translate turkish prologue_ba1a156e: "İhtiyaçlarım çok büyük olmadığından şaşılacak bir şey değil tabii." translate turkish prologue_9bc39b5c: "Evden zar zor çıkıyorum, ve diğer insanlarla iletişimim neredeyse sadece gerçek adı, cinsiyeti, yaşı olmayan anonim kişilerle çevrimiçi yazışmalardan oluşuyor." translate turkish prologue_a3a04a99: "Yani, kısaca, hayatım tipik bir asosyal bir bireyin hayatı gibi.{w} Donnie Darko'nun küçük ölçekle, kıyametle ilgili vizyonları olmayan hali gibi." translate turkish prologue_ac5e97c3: "Belki bazı yüksek saygınlıklı bir yazar benim hakkımda bir roman yazabilir, ve bu kitap modern edebiyatın klasikleri haline gelebilir.{w} Ya da kendime bir tane yazarım..." translate turkish prologue_eea3f384: "Yine de, kendimi aşağılamaktaki amaç ne? – Çok fazla kez denedim, ama asla basit, kısa bir hikaye ile bitiremedim." translate turkish prologue_6d041340: nvl clear "Başka şeyler de öğrenmeyi denedim." translate turkish prologue_64793d14: "Çizim yapacak kadar yetenekli değilim.{w} Programlama – sıkıldım.{w} Yabancı dil - fazla zaman alıyor..." translate turkish prologue_b41193f7: "Yapmayı sevdiğim tek şey okumaktı, ama hala kendimi bir akademisyen olarak tanıtamadım." translate turkish prologue_d0321015: "Ama anime izlemede ve saçma internet şakalarında ustayım." translate turkish prologue_acb955ab: "Eğer bunun için para alsaydım, muhtemelen daha mutlu biri olabilirdim (ve zengin biri), ama içimdeki deliği dolduracağından şüpheliyim." translate turkish prologue_76b2fe88_1: nvl clear translate turkish prologue_8d743298: "Bugün tipik bir başarısızın, başka bir tipik günüydü." translate turkish prologue_4d249ee8: "Ve bugün üniversite yeniden buluşmasına katılmam gereken gündü." translate turkish prologue_3d7e70ae: "Açık konuşacak olursam, gitmek istemiyordum." translate turkish prologue_556a5316: "Amacı ne ki? Onlarla geçirdiğim zaman çok kısaydı." translate turkish prologue_b84fba8f: "Ancak, bir arkadaşım tarafından ikna edildim: eski üniversite arkadaşım ve internet dışında iletişimde kaldığım birkaç kişiden biri." translate turkish prologue_a2136874: "Soğuk bir akşam.{w} Otobüs durağındayım. Bekliyorum." translate turkish prologue_55a843c8: "Kışı hiçbir zaman sevmemiştim.{w} Ama sıcak yaz da benim mevsimim değil." translate turkish prologue_6c43f774: "Sadece yılın herhangi bir zamanına işaret etmek için bir neden göremiyorum, 7/24 evde kaldığınızda dışarıda havanın nasıl olduğunun pek bir önemi yok." translate turkish prologue_a43f6da8: "Bugün otobüs o kadar geç geliyordu ki, her şeye lanet etmek ve son birkaç yüz rublemi taksi için harcamak üzereydim (eve dönme fikri nedense aklıma gelmedi)." translate turkish prologue_42c6ca3e: "Her zamanki gibi aklımdan milyonlarca düşünce geçiyordu, ancak ele geçirebileceğim tek bir yararlı düşünce yoktu." translate turkish prologue_ebf71c4c: "Öyle bir düşünce ki, onu var edebilir, bir şekil verebilir, bir fikre dönüştürebilir ve uygulamaya koyabilirsiniz." translate turkish prologue_6b447492: "Belki kendi işimi kurabilirim? Ama parayı nereden bulacaktım?" translate turkish prologue_1263d7e9: "Ya da belki bir ofiste çalışmaya geri dönebilirim? Hayır, asla olmaz!" translate turkish prologue_4458a3dc: "Belki de freelancing'i denemeliyim? Ama hangi becerilere sahibim ve her şeye rağmen beni kim ister ki...?" translate turkish prologue_42e509b4: "Birden çocukluğumu hatırladım...{w} Daha doğrusu gençlik yıllarım, 15-17 yaşlarım." translate turkish prologue_153757bd: "Neden tam olarak o yıllar? Hiçbir fikrim yok." translate turkish prologue_a225cfa1: "Sanırım bunun nedeni o zamanlar her şeyin çok daha basit olmasıydı." translate turkish prologue_74b11ddc: "Karar vermek daha kolaydı, şimdi çok karmaşıktı ama o zamanlar çok basitti." translate turkish prologue_a0da84d1: "Sabah uyandığımda günümün nasıl geçeceğini tam olarak bilirdim ve her zaman hafta sonunu sabırsızlıkla beklerdim. O zaman biraz dinlenebilir ve sevdiğim şeylere zaman ayırabilirdim: bilgisayar, futbol, arkadaşlarla dışarı çıkmak." translate turkish prologue_7160de27: "Ve sonra, gelecek haftanın başında, aynı şeyleri yapmaya başlardım." translate turkish prologue_334f2acb: "O zamanlar 'neden', 'kimin ihtiyacı var', 'bunu yaparsam ne değişecek' veya 'ne değişmeyecek' gibi endişe verici sorular yoktu." translate turkish prologue_272df669: "Basit bir yaşam tarzı, normal bir insan için çok sıradan, kendim için çok garip." translate turkish prologue_8963d5d3: nvl clear "O dikkatsiz çocukluk çağı...{w} İlk aşkımla da o zaman tanıştım." translate turkish prologue_4a6ac0a3: "Görünüşü ve kişiliği hafızamdan silinip gitti." translate turkish prologue_7493b623: "Sadece adı kaldı, bir sosyal ağ profilinden kısa bir satır gibi, onunla birlikteyken beni bunaltan duygularla birlikte.{w} Sevgi, şefkat, ona bakma ve onu koruma arzusu..." translate turkish prologue_064fa38f: "Üzücü ki, uzun sürmedi." translate turkish prologue_c7008ed9: "Bugün böyle bir şeyin olabileceğini hayal bile edemiyorum." translate turkish prologue_f716a97b: "Muhtemelen bir kızla tanışmak isterim, ama nasıl bir konuşma başlatacağımı, ne hakkında tartışacağımı ve onun ilgisini nasıl çekeceğimi bilmiyorum." translate turkish prologue_d631396b: "Uzun zamandır uygun bir kızla tanışmadım.{w} Ama biriyle nerede tanışabilirim ki...?" translate turkish prologue_76b2fe88_2: nvl clear translate turkish prologue_52032d61: "Motor sesi beni gerçeğe döndürdü." translate turkish prologue_5d936a59: "Otobüs durdu." translate turkish prologue_f8d49006: "Bunda bir anormallik olduğunu düşündüm." translate turkish prologue_f260960e: "Yine de fark etmez: bu güzergahtan sadece '410' geçiyor." translate turkish prologue_3cf36c8d: "Sokak ışıkları yanımdan geçiyor. Sanki onların soğuk ışığı içimde kıvılcımlar çıkarıyor, çoktan ölmüş duyguları ateşlemeye çalışıyor." translate turkish prologue_ac957580: "Ya da belki tutuşturmak için değil, sadece uyandırmak için..." translate turkish prologue_b9473edc: "Çünkü bu duygular uzun zamandır içimde yaşıyor, uyuyor ve tekrar uyanıyor." translate turkish prologue_59544860: "Şoförün radyosu çok tanıdık bir melodi çalıyordu. Ama ben dinlemiyordum." translate turkish prologue_53102b62: "Buğulanmış pencereden geçen arabaları izliyordum." translate turkish prologue_0931b53b: "Çünkü insanlar her zaman bir yerlere koşturuyor, ihtiyaç duydukları bir şeyin peşinde koşuyor, kendi küçük dünyalarında sıkışıp kalıyor, benimkini neden umursasınlar ki?" translate turkish prologue_5ccdd86f: "Muhtemelen kendi ciddi sorunları vardır ya da belki çok daha kolay hayatları vardır." translate turkish prologue_813e6d62: "Her insan farklı olduğu için bundan emin olamazsınız.{w} Yoksa öyle mi?" translate turkish prologue_e0c41f97: "Bazen birinin hareketleri kolayca tahmin edilebilir, ancak ruhunun içine bakmaya çalışırsanız sadece aşılmaz bir karanlık görürsünüz." translate turkish prologue_a20cefa7_3: "..." translate turkish prologue_9f51c5b0: "Otobüs şehir merkezine yaklaşıyordu ve düşüncelerim parlak şehir ışıklarıyla bölündü." translate turkish prologue_1029ada9: "Yüzlerce reklam panosu, binlerce araba, milyonlarca insan." translate turkish prologue_d443aa58: "Bu ışık gösterisini izledim ve bir şekilde uykum geldi." translate turkish prologue_d56c688b: "Gözlerim bir anlığına kapandı ve sonra..." # Decompiled by unrpyc: https://github.com/CensoredUsername/unrpyc